Ankara Y Misafir
 | Konu: 7-8 Nisan tarihleri yarıştan bahsetmek istiyorum... Perş. Tem. 09, 2009 7:49 pm | |
| Ankara Yelken Kulübü üyesi olarak 7-8 Nisan tarihleri arasında düzenlenen organizasyon ve katıldığımız yarıştan bahsetmek istiyorum. Biraz geç yazmamın nedeni resimlerinde basılıp yazımı süslemesini istiyordum . Cuma akşamı bindiğimiz otobüsten yağmurlu bir gecenin sonucunda toprak, çiçek kokuları ve birazda rutubetli bir hava bizi Bodrumda karşıladı. Hemen marinaya hareket ettik. Marinada bizi başkanımız Alp bey, karşıladı. Sağolsun kendisi yerlerimizi Sisitem-1 teknesinde ayarlamış ve kamaralarımızı gösterdi. Bizde eşyalarımızı bırakarak kahvaltı yapmak üzere tekneden ayrıldık. Kahvaltıdan sonra Alp Acar, oğlu Dinç Acar, Şinasi Şansal, Mezahim Doğan, Savaş Kesim ve bendeniz kıyafetlerimizi giyerek açıldık. Kapulukayadaki ilk deneyimimizden sonra denizde yaptığımız çalışmalar, bizim için çok yararlı oldu. Önce Karaadanın etrafını dolaşarak Kos adasına doğru yol aldık. Bu süre içerisinde dönüşümlü olarak teknenin kullanılmasına yarayan olayların hepsinde yer aldık. O kadar çok tramola attık ki bir günde ellerim nasırlaştı desem abartmış olmam. Alp bey ve Şinasi bey bizi hiç boş bırakmadı Tam tamına 7 saat bir oyana bir buyana dolaştık, durduk ve trim nasıl yapılır öğrendik. Orsa ve Apaz seyirleri yaptık. Rüzgarda zaman zaman 8-10 knot esti ve ben dümende teknenin güvertesini suya sokmayı başardım. (Dergilerde teknelerin nasıl bukadar yattığını merak eder dururdum. Demekki yapılabiliyormuş) Saat 10 da çıktığımız seferi saat 17 sıralarında marinada noktaladık. Kısa bir temizlik ve dinlenmeden sonra akşam yemeği için kulübümüzün ayarladığı (Yeşim Hanıma teşekkür ederiz) balık ürünleri ile donatılmış sofraya oturduk. Güzel bir sohbet ile zamanın ve yemeğin nasıl geçtiğini anlamadım. Yemekten sonra Hadigaribarı ziyaret ettik ve nefis bir müzik ziyafetinden sonra yarınki yarışa hazır olmak için yattık. Pazar sabahı kahvaltıdan sonra teknemizi yarışa hazırladık ve hareket ettik. Teknede görev dağılımını Kaptanımız Alp bey yaptı. Herkez görev bilinci ile yarış başladı. Çıkışımızda aksilik bu ya tramola atarken yelken takıldı biraz zaman kaybettik ama olsun moralimizi bozmadık. büyük bir heyecanla gözümüz yaptığımız işte ve diğer teknelerde idi. Grubumuzdaki Farfaralla teknesi çok iyi çıkış yakaladı ve yarış sonuna kadar da yarışı önde götürdü. Dümencimiz Diç'in kullanımı ve Şinaşi beyin Trimleri çok yerinde ayarlarla bize hiç bir tekne yaklaşamadı. Sistem 1 teknemiz bütün tekneler içerisinde en iyi 3. zamanı ve kendi gurubunda 2. zamanı yakalamayı başarmıştır. Bunda bizim de katkımızın olması beni tabiki gururlandırmaktadır. BIYC tarafından Meltem hn. ve Yaman beyin düzenlediği seremoni ile madalyamızı ve sertifikalarımızı aldık. Bir başka etkinlikte buluşmak üzere diyerek ayrıldık. (Yazacaklarımın sizi sıkacağı düşüncesiyle kısa kesiyorum). Bu yazıyı hazırladığım sırada başkanımız Alp beyden gelen telefonla 22 Nisan yarışlarında Sistem 1 in birinci olduğunu ve kış Kupasını aldığını öğrendim. Kendilerini kutluyor ve bu olayları desteklediği ve bizlere yardımcı olduğu çin kendilerine teşekkür ediyorum. Rüzgarınız bol, sağlığınız iyi, Vaktiniz bol olsun Saygılarımla A. Suat Hisarlı Ankara Yelken Kulübü AYK 
 |
|
Şule Kük Misafir
 | Konu: Bu gün "GÜNAYDIN" sesleri biraz buruk mu, bana mı öyle geliyor ? BODRUM! Perş. Tem. 09, 2009 7:59 pm | |
| 03.12.2001 / AKVARYUM 2001 yılının son ayındayız, Aralığın 3. günü. Okul Gemisi ile kesinlikle kolay olmayacağını düşündüğümüz yollara hazırlanıyoruz. Basının ilgisinden YÜKSEK ÖKÇELERİMİZİ kurtarıp hem dersliğimiz, hem yemek odamız hem de yatakhanemiz olan başaltındayız. İşte karadan ilk haberler, benim köpeğim evi terketmiş, küçük Sitare Ceyda’nın yakasını bırakmıyor,Füsun ustalarını hala telefonla yönlendiriyor ve bir çoğumuzun müşterileri ensesinde ama ne olursa olsun "yüksek ökçelerimizi" teknenin kıçında çıkarttık ve işte buradayız! Akvaryumda.
Sanki bir bilgi bombardımanı yaşıyoruz, sormaya doyamıyoruz, hatta bıktırıyoruz. Hepimiz açız,ıspanak, salata, yoğurt...hala açız öğrenmeye, Kaptanı, Yücel beyi, Köksal hocayı dinliyoruz. Göz kapaklarımızı kuru yemişlerin çıtırı, kahvenin kokusu ve yeni bir şeyler öğrenmenin hevesi açık tutuyor. Evet,!Sağ; SANCAK, sol; İSKELE gözler artık laçka, hepimiz uykuya alesta durumdayız. iyi geceler! iyi geceler! iyi geceler! Başımı yastığa koyuyorum ve iki cümle sesleniyor kulağıma; "Kaptan başlamadan yemeğe başlanmaz!" "Bir denizcinin bayrağı soluk olabilir, bu; denizlerde çok dolaştığını gösterir ama asla yırtık olamaz!" demek ki bu gün ilk kez karşılaştığımız bütün yeni denizcilik terimlerinin önce "SAYGI" varmış....
04.12.2001 / KİSEBÜKÜ Günaydın "YÜKSEK ÖKÇELER"!, günaydın güneş! deniz, Günaydın Mavi Gün ! AAA! o da ne? Akvaryumun karşı kıyısında beyaz bir kaz sürüsü tarafından fark ediliyoruz. Onları ekmeklerle karşılıyoruz. Hızla kahvaltı ediliyor ve Bodruma doğru yola çıkılıyor, basınla Kalenin arkasında randevumuz var, geç kalmamalıyız. Gazeteci arkadaşların önünde poz verirken, nasıl olduğunu hiç birimiz anlamadan, kendimizi yelken açmış, seyir halinde buluyoruz.Hepimiz sarı yağmurluklar_ ımızla tam bir takımız. İlk günümüz, heyecanlıyız, coşkuluyuz, bazen şımarığız, bazen çocuğuz, ve çok mutluyuz! Kise büküne kadar zamanı fark edemiyoruz. ...düşüyoruz, kalkıyoruz, alt alta üst üsteyiz, henüz ne yaptığımızı bilmeden yelkenin peşinden koşuyoruz. Bazen dümenciyiz, bazen kaptanız, yavaş yavaş vardiya sistemine geçiyoruz. Keyfimiz yerinde, kıkır kıkır ve kıpırız henüz. Yelkenleri topluyoruz, pardon! "MAYNA Ediyoruz", Demir atıyoruz. Kisebükündeyiz.
05.12.2001 / YALI ÇİFTLİK Artık vardiyalar oturdu. Aktif vardiya, stand-by, kebap vardiya. aşağıda yemek, bulaşıklar, valetler, güvertede yelken timi, kaptan, dümenci, navigatör Hepsi bizde, kolay gelsin kızlar! Bu gün sıra düğümlerde, izbarçoyu öğrenirken dilimizde şarkılar lay lay lay.... İzbarço, camadan, kazık bağı; OK! tekli sancak; EH!çiftli sancak; ??? Bilemiyorum. Düğümlerden sonra, bir çoğumuz makasları çıkarıp, eldivenlerimizin parmaklarını kesiyoruz, artık iplere dokunmaya değil, sıkı sıkı kavramaya niyetliyiz. "NAVİGASYON" diyor Köksal hoca, "bir tekneyi bir yerden, bir yere selametle götürme sanatıdır." işte haritalar, açı ölçerler, paraleller.. “ ETA”mız, “ROTA”mız, bulunduğumuz nokta.....SELAMETLE ! "Alesta İna Yelken!" görelim şu virtüözleri.... Hangi yelkeni önce açacağız? ANA YELKEN! sonra RANDA, sonra Trinket duruma göre FLOK! 1. vardiya Ana yelken, 2. vardiya Randa, 3. vardiya Trinket-Flok. Peki kim nerede? iskotada kim var? ya balançina ve pupa çarmıhları? Ah! şu GİZ baskısı.... AMAN kızlar ayaklarınıza DİKKAT! YÜKSEK ÖKÇELER iplere takılmasın. Bu düğümleri bu kadar çabuk mu kullanacaktık, daha sabah öğrenmiştik? TANRIM! Rasih'le, Mehmet bıyık altından gülüyorlar mı, bize mi öyle geliyor? Tramolayı nasıl atacağız, rüzgar üstü neredeydi? EYVAH! Kaptan bağırıyor "ALESTA TRAMOLA" "ALESTA" ........... "OH!" Karaada önündeyiz, orsaya girdik, buradan tramola atarsak takribi nerede oluruz? YALI ÇİFTLİK! "ALESTA TRAMOLA" "ALESTA!" Yalı Çiftlikteyiz. “Mayna Yelken” “Funda Demir!” Biz bu arada denizciliğe ait yeni bir dil öğrendik,artık neredeyse Türkçe konuşulmuyor.
06.12.2001 / BİTEZ Bu gün zor bir gündü. Rüzgarlarla selamladık günü, KARAYEL, KEŞİŞLEME, LODOS, POYRAZ.... Vardiyalar hazır. Güvertedeyiz. “ÖN YELKENİ BASARSAK NE OLUR?” sorusuna “deneyelim” diyor Yücel hoca; deniyoruz... Yelkeni basamıyoruz bile olmuyor. Sorunun Cevabı; “Bazı durumlarda ön yelkenle çıkılabilir ama bu pozisyonda önce ANA YELKEN” Ana yelken, Randa, Trinket, Flok rota; karaada rüzgar iskele kontra, orsalıyoruz Karaada önünden “tramola”, tramolayı 2 dakikada tamamladık. Yalı Çiftliğe doğru dönüyoruz artık aşağı yukarı tramola sonrası, nerelerde olacağımızı biliyoruz. Çiftlik'den Kargı koyuna doğru çeviriyoruz pruvamızı ve yolda dalgaları yaran kırmızı bir zodiac bize doğru ilerliyor, Pruvamızı rüzgara doğru çevirip,rüzgarı 0 orsadan alıyoruz, yelkenlerimizi tam ortada boşa alarak , duruyoruz. Tekneye sadece çikolata ikmali yapılıyor ve bu, hepimizi keyiflendiriyor. Gün ilerledikçe hava sertleşiyor, yüzlerimizdeki ifadeler de, dünkü lay lay lay şarkıları giderek kalmadı. Kargının önlerinden tramola yapıyoruz, kayalarla Görecek adasının arasından geçiyoruz. Kaç dakikada kaç tramola attık? Sıkı orsadayız, kaç dakika sürdü? hızımız neydi? TANRIM! bu tekne hiç bu kadar yatmamış, yarışlarda bile... Dümenci ne olur kaçırma! Şaşkınız, korkulu, endişeli.. Açığa çıkıp, Çelebi adasına doğru bir tramola daha atıyoruz,....düşen gizler, yanlış koy verilen ıskotalar, kaçan dümenler... kahkahalarımız gurçatalarda asılı kalıyor. Günün değerlendirmesini yaparken, bir gezide olmadığımızı, denizde olduğumuzun ve olayın çok ciddi olduğunun altını çiziyoruz. Yücel Hoca günün değerlendirmesini yaparken, gözümde kar ve orman manzaraları, yüzü kardan yanmış Yücel hoca yaşlarında bir adam beliriyor. Akira Kurusova’nın bir filmini,“Dersu Uzala”yı hatırlıyorum. Rüzgarı, yıldızları,ormanı, dinleyen, koklayan, gören,gülümsemesi düşüncesine karışan o sabırlı, hoş görülü ve güçlü ihtiyarı. Yücel Hocaya bakarak, “sadece filmlerde değilmiş bu kahramanlar” diyorum kedime....
07.12.2001 / BİTEZ Günaydın BİTEZ! Bu sabah "ne denesek ?" diye düşünmüyoruz, Köksal Hoca tahtada. Hadi bakalım "pruva pruvaya gelen iki tekne, kim kime yol verir? önümüzde yol problemleri ; "COLREG" var. Sabırsızız, aklımız fikrimiz yelkenleri açmakta.... fenerlerden ve "ikaz ve ses işaretlerinden sonra, vardiyalar güvertede,yelkenlerin başında. Toplanıp karar veriyoruz, ön yelkenle geri geri çıkacağız, sonra ana yelken ile ileri .......dümenci, kaptan, navigatör, sail master yerlerimizdeyiz. Yücel hoca "İNA YELKEN " diyor, trinketi basıyoruz, keyifliyiz, her şey dünden daha düzgün gidiyor. Gözlerimiz bir tüylerde bir juriette, trim ayarları ihmale gelmez. Meteroloji raporları "tayfun ve Hortum" diyor, Haremten'in önlerinde demirliyoruz ve Datça açıklarında hortumları görüyoruz. Nihayet havanın düzeldiğine emin oluyoruz ve tekrar "İNA YELKEN" ve karaada kıyılarından tramola atıyoruz.İşte en can alıcı nokta; "Denize Adam Düştüüüüüü !!!!". Birkaç kişi Navigasyon odasındayız, nokta belirlememiz lazım eyvah!! bir telaş, bir telaş .... Adamı nerede düşürdük? üstüne hangi rotayla gideceğiz ? Adamı nereden alacağız ? rüzgar altından mı, rüzgar üstünden mi? Peki ya dönüşte adamı teknenin altına alırsak? Denize kim düştü? Zavallı Rasih kimse onun yerinde olmak istemez. “Alesta Tramola kızlar!” “Alesta” yelkenlerimizin boşlarını alıyoruz, ver elini İçmeler. “Mayna Yelken” “Alesta Funda Fero”... amanda aman artık neler neler neler biliyoruz. Bu gece herkes erkenden yataklarına mı tırmanıyor, bana mı öyle geliyor ?
08.12.2001 / BODRUM Bu gün "GÜNAYDIN" sesleri biraz buruk mu, bana mı öyle geliyor ? Bu gün son gün. Dünden bavullarını hazırlayanların çıkarttıkları sesler ortamı geriyor. Anlaşılan hepimiz son günün gerginliğini yaşıyoruz.Kahvaltı sonrası "rüzgarın tekneye etkileri" ve "kısıtlı görüşte işaret fişekleri" ... turuncu renk; deniz üstünde gün ışığında en iyi gözüken, "şimdi de makine..." herkesin aklı yelken açmakta ve bir itiraf; "siz arabayı anlatıyorsunuz ama herkesin aklı araba kullanmakta" haydi hanımlar yukarı ! randa,ana yelken açılmıyor. Trinket basılıyor, Genova,camadan açılıyor. Bu gün öğlen sandviçlerimiz domatessiz, işte 16 kadının yelken öğrenme serüveninde ki, ilk yolculuklarının sonu. Bu serüvenin bir ömür boyu sürmesi dileğiyle,hepimiz yüreğimizden bir parçayı tel tellerin ucuna bağlıyoruz, yelkenleri mayna ediyoruz. “Hanımlar güverteyi nete bırakalım!” ki bizden sonra ki öğrenci gurubuna çapariz çıkarmasın! ”İpleri koç boynuzlarına voltalıyoruz, aman kızlar DİKKAT! ipleri roda ederken arkamızdan gam yapmasınlar. Güngörmezler bizi hiç görmediniz ama kahkahalarımızı özleyeceksiniz.
Limana giriyoruz, bizi görüntüleyen TV. ekibine gülücükler, hocalarla, kaptanla,personelle son pozlar. Ve teknenin kıçında bıraktığımız yüksek ökçelerimizi bizi bekler buluyoruz. Çoluk çocuk, anneler, köpekler sevgililer bizi bekliyor. Merdivenlerden inerken anlıyoruz ki, bu ayrılık bir sevdaya dahil, bu tekneye aşık olarak ayrılıyoruz... Herkesin içinde "bir daha ne zaman?" sorusu ve yine herkesin içinde belki de yeterince ifade edemediği,“gülücüklere dolu teşekkürler” bu gemiyle YÜKSEK ÖKÇELRİN çöp çatanlığını yapan herkese veeeeeee, bu hayali kurduğu için, bizleri ayaklandırarak ilk adımı attığı için ama öncelikle içten arkadaşlığı için FÜSUN BAY’a teşekkürler, teşekkürler teşekkürler "bir daha ne zaman?" YÜKSEK ÖKÇELERDEN BİRİ; “yarın sabah 10:30 da burada” RÜZGARIMIZ BOL OLSUN KIZLAR!   |
|